top of page

Neyi bilmemiz “gerekir”?

  • Yazarın fotoğrafı: FDM
    FDM
  • 3 Kas 2018
  • 2 dakikada okunur

Neyi bilmemiz “gerekir”?

Bir anlamda bu açık bir sorudur, yanıtı zaman, mekân ve şartlara bağlıdır; başka bir anlamda, yanıt fiziksel olarak hayatta kalma ihtiyacımıza odaklıdır. Yaklaşık 100.000 yıl önce, nasıl barınak inşa edeceğimizi, bedenimizi soğuk­tan nasıl koruyacağımızı, yemek ihtiyacımızı karşılamak için nasıl avlanacağımızı, nasıl ateş yakıp sönmeden yan­maya devam etmesini sağlayacağımızı ve fiziksel sarsıntı­lardan ve hastalıklardan nasıl kurtulacağımızı bilmemiz gerekiyordu. Gelişmiş toplumların karmaşık yapısı belli konularda uzmanlaşmayı gerektirir, işte bu da yavaş ya­vaş hayatta kalmayı bilme ihtiyacını bizden uzaklaştır- mıştır. Günümüzde fiziksel anlamda hayatta kalmamız için bilmemiz gerekenler inşaat endüstrisi, gıda üretim­cileri ve dağıtımcıları, tıbbi becerileri olanlar, acil yar­dım servisleri ve silahlı kuvvetler mensupları gibi başka­larına dağıtılmıştır. “Üçüncü Dünya” olarak adlandırı­lan ülkelerde insanların hâlâ nasıl hayatta kalacaklarını bilmeleri gerekiyor ve her ne kadar yardım kuruluşları tarafından yardım görseler de, sağlıklı kalma sorumlu­luklarını yerine getirmeleri gerekiyor.

Askeri “bilme gerekliliği” ilkesi, görevi yerine ge­tirmek için sadece gereken bilginin verilmesini gerekti­rir, askeri anlamda gösterilmek istenen düşünce şudur: Tehdit altındayken bilmediğimiz bir şeyi açığa çıkara­mayız. Hayatlarımızın da benzer biçimlerde yapılandı­rıldığı söylenebilir. Çünkü hayatta kalmak için başkala­rına ihtiyaç duyarız, kariyerlerimizi sürdürmek için ne gerekliyse sadece onu öğrenmemiz gerekir ve muhteme­len, aslında bilmemiz gerektiği kadar bilmiyor olabiliriz. Geniş anlamda, bilmemiz gerekenler, bilgilerimiz ara­sındaki boşluklar tarafından belirlenir. Ancak, öncelik­lerimizi ve değer yargımızı oluşturmayı sağlayan türde bilgiler de eşit derecede önemlidir çünkü önceliklerimiz ve değer yargılarımız günlük yaşamda aldığımız karar­ları belirler.

Elbette, kendimizi de bilmemiz gerekir ve bazıları da şöyle diyecektir; bize fevkalade anlamlı bir biçimde işaret ettiği şeylerde Tanrıyı da bilmemiz gerekir. Ancak ya­şamlarımıza kendimiz soksak da, sadece hayatın gerçek­ten bir anlamı ve amacı olduğunu öğrenmek için her şe­yin nihai anlamını öğrenmeye çalışarak kafamızı patlat­mamız gerekmez. Belki de en önemlisi, çok açık olmasa da hızlı ve sürekli değişen bu dünyada nasıl değişeceği­mizi bilmemiz gerektiğidir. Charles Darwin (1809-1882) bunu şu şekilde ifade eder; “Hayatta kalanlar en güçlü olan türler değildir, en zeki olanlar da değildir, hayatta kalanlar değişikliğe en iyi biçimde uyum sağlayanlardır.”

コメント


©2018 by Felsefe DERS Materyalleri. Proudly created with Wix.com

bottom of page